YENİ RUSH TÜRK OLABİLİR

 

TRT Spor’da yayınlanan ‘Futbol Prensi’ adlı program, Türkiye’nin her yerini gezip binlerce futbolcu adayını taradı, seçti. Aralarından biri, Liverpool’da oynayacak. Final seçmelerini yapan, gol efsanesi Ian Rush’la programın jüri üyelerinden spor yazarı Ali Ece konuştu.

 

Gol atmak bir sanatsa, Ian Rush gol sanatının Picasso’su tadında bir efsane. Şimdilerde eski parlak günlerine dönmek için dünyanın dört bir yanında futbol yetenekleri arayan Liverpool, son 6 aydır Türkiye’de futbolcu tarıyor. TRTspor’da yayınlanan ‘Futbol Prensi’ programında binlerce gencin arasından seçilecek genç Türk futbol yeteneği, Liverpool forması giyecek. Belki de ‘yeni Ian Rush’ Türk olacak!
Ian Rush, ‘Futbol Prensi’ seçmelerinin final aşaması için Türkiye’ye geldi ve bizzat Liverpool’a gidecek genç yeteneğin de aralarında olduğu Türk gençlerini çalıştırdı. Rush, zamanında kendi ülkesi Galler’in ‘Futbol Prensi’ olarak Liverpool’a gelmiş, 660 maçta 346 gole imza atarak dönemin Barcelona’sı Liverpool’da tüm futbol rekorlarını kırmıştı. Şimdilerde dünyanın faal en iyi iki futbolcusu Messi ve Ronaldo’nun istatistiklerini yakalayan Rush, halen Liverpool tarihinin en golcü oyuncusu unvanını koruyor ve Türkiye’den Liverpool’a gidecek ‘Futbol Prensi’ne başarısının tüm sırlarını aktarıyor.
ZEKİ MÜREN’İ TANIRIM
Röportaj sırasında bir yandan Futbol Prensi adaylarını izleyip onlar üzerine konuşuyoruz. ‘Ben de şuradaki Diyarbakırlı çocuk gibiydim o zamanlar. İçine kapalı, kendi dünyasında yaşayan bir çocuktum. 18 yaşımda Liverpool’a giderken yolda Dalglish, Souness gibi efsanelerle aynı soyunma odasında olacağıma, onlarla konuşacağıma inanamıyordum. Konuşamadım da zaten! O yüzden uzun süre benimle dalga geçtiler. Sonra bir gün soyunma odasında herkes şarkı söylerken sıra bana geldi. Birden çocukluk idolüm olan David Bowie’ye sığındım ve bir Bowie şarkısı söyledikten sonra ‘Sizin bu müzik diye dinlediğiniz Lionel Richie ve diğer saçmalıklara beş basar’ deyince kendimi kabul ettirdim. Hatta onlar da saçma sapan müzikleri bırakıp Bowie dinlemeye başladılar!’
– Peki, Türkiye’nin David Bowie’si Zeki Müren’i duydunuz mu hiç?
Evet, Morrissey bir röportajında Zeki Müren’in ‘Türkiye’nin Bowie’si’ olduğunu söylemişti. Zaten Liverpool’a ilk geldiğim günden beri etrafımda bir Türkiye muhabbeti dönüyordu. Sonradan uzun süre bıraktığım bıyığın meğerse Türk erkeklerinin yarısında olduğunu anladım. İşin aslı biz Galliler ve İrlandalılar, İngilizlerden çok, Türklere yakınız sanki. Bıyığımı kesmemiş olsaydım büyük ihtimalle sokakta aranıza kaynardım! En azından fotoğrafını gösterince ‘İşte bu Zeki Müren’ diyebiliyorum. Ama Zeki Müren’den çok, Manic Street Preachers dinliyorum. Geçen yaz Türkiye’ye geldi, onu da biliyorum (kahkahalarla gülüyor)!
– Buraya Türk Futbol Prensi’ni seçmek için geldiniz. Siz de zamanında Galler’in Futbol Prensi olarak Liverpool’un yolunu tutmuştunuz…
Liverpool’daki ilk yılım çok zordu. Büyük ihtimalle Futbol Prensi’ni kazanıp Liverpool’a gidecek Türk genci de benimle benzer adaptasyon sorunları yaşayacak. Çünkü Futbol Prensi’nde seçilen Türk futbol yeteneği, Liverpool’a ilk gittiğim halim kadar futbolda yetenekli olacak olsa da yetenek tek başına yetmiyor maalesef!
– 80’li yıllarda Liverpool şimdiki Barcelona gibiydi. Barcelona’da dünyanın en büyük futbol yeteneği Messi bile hemen gelir gelmez takıma adapte olamadı…
Ben de ilk geldiğimde Liverpool’un kısa seri paslar ve topu kaptırır kaptırmaz hücum presle geri almaya çalışması stratejisine hemen uyum sağlayamamıştım. Türk Futbol Prensi de bol bol Barcelona’yı izlemeli. Zaten seçmelerde de en çok Türk yeteneklerin seri pas verip alma ve boş alana kaçma özelliklerini göz önünde bulunduruyoruz.
BENDEN BİR HALT OLMAZDI
– Genç Ian Rush da bir süre sırasını beklemişti. Hatta rezerv takımla antrenman yaparken bir ara Liverpool’dan ayrılmaya karar vermişti…
Hatta teknik direktörümüz Bob Paisley beni oynatmadığı için kavga etmiştim. Ama Paisley kendime inanmaya devam etmemi istedi. Öncelikle en iyi olduğunuza inanmanız daha sonra da herkese en iyi olduğunuzu ispatlamanız lazım. Galler’de yaş grubumun en iyi oyuncusu olarak Liverpool’a geldiğimde ‘Tamam en iyi benim, seçildim ve bitti’ demiştim. Halbuki tam tersi oldu. 35 yaşımda bile Liverpool’a ilk geldiğim günkü kadar çalıştığım için Liverpool tarihinin en golcü oyuncusu olabildim. Yoksa benden bir halt olmazdı!
– Liverpool ve Türkiye’deki altyapı çalışması olan Futbol Prensi’nden konuşurken sürekli dünyanın en iyi altyapısına sahip Barcelona’ya göndermede bulunuyorsunuz. Barcelona’da malum Cruyff’tan Guardiola’ya uzanan bir devamlılık söz konusu. Liverpool’da Souness bu devamlılığın sembolü olan Bootroom’u ortadan kaldırdığı için Liverpool düşüşe geçti diyebilir miyiz?
Kesinlikle. Souness mükemmel bir futbolcuydu ama teknik direktör olarak futbolculuğunun çok uzağında kaldı. Barcelona’da Cruyff’un yaptığını Liverpool’da Bill Shankly 1959’da yapmaya başlamıştı. Belirli bir futbol geleneği ve altyapısını oluşturdu. 30 yılda sadece             dört teknik direktör Liverpool’da görev alırken, Liverpool dört kez Şampiyonlar Ligi, 13 kez İngiltere Ligi, 2 UEFA Kupası şampiyonluğu yaşadı. Souness, Bootroom’u kaldırdığından beri ise maalesef tek bir lig şampiyonluğumuz yok!
(Tam bu esnada İzmirli harika yeteneği tekrar gösteriyor) Bu çocuk da Fowler ve benim gibi; gol atmak basittir, zor olan o basit golü atabilmektir. Bu çocuk Bayern Münih’li Mario Gomez’i andırıyor. Gel daha yakından izleyelim!
BIYIK VE GOOOOOOL!
O İzmirli Futbol Prensi adayının yanına gidiyoruz. Sonra Ian Rush gol kaçırdığı için üzülen Futbol Prensi adaylarından birisine kramponlarını hediye ediyor. Çocuk bir anda yıllar önce Rush’ın kramponlarını hediye ettiği Schevchenko kesiliyor ve her vurduğu gol oluyor. Schevchenko’ya verdiği kramponları hatırlatınca ‘Hediye vermek demişken şu üzerindeki Rush tişörtünü bana hediye eder misin, Liverpool’a dönünce karıma ve Kenny Dalglish’e göstereceğim, yoksa bana inanmazlar!’ diyor. O da kendisini gördüğüm andan beri gözümü alamadığım üzerindeki siyah-beyaz formayı çıkartıp bana veriyor. Sonra röportajı kaydettiğim cep telefonumda David Bowie şarkısı olup olmadığını soruyor. Tabii ki var, hem de Rush’ın favori Bowie şarkısı ‘Ziggy Stardust’. ‘Kendimi küçükken bu şarkıdaki Ziggy Stardust gibi uzaylı zannederdim. Saçlarımı Bowie gibi kestirirdim’.  Araya girip ‘Ben de bıyıklarım çıkar çıkmaz Ian Rush bıyığı bıraktım ama o gollerin hiçbirini atamadım’ diyorum. ‘Gel o zaman beraber oynayalım!’ demez mi? O anda Ian Rush’ın çalıştırdığı Futbol Prensi adayı Türk çocuklar kadar mutlu oluyorum. Hatta Rush’a asist bile yapıyorum! Bir sonraki pasımı gole çeviremiyor. Futbol Prensi’nin sevgili şoförü kalecimiz Uğur için ‘Bizim Grobbelaar gibi kurtardı, zaten bıyığı da bizim deli kalecinin bıyığına benziyor. Belki de bıyığımı hiç kesmemeliydim, bıyığımı kestiğimden beri eskisi kadar kolay gol atamıyorum’ deyip kahkahalarla gülüyor ve yanımıza gelen Futbol Prensi adaylarıyla top oynamaya başlıyor. O kadar mütevazı ki sanki çocuklar ve biz Ian Rush’ız o ise emekli Türk Futbol Prensi!

KramponlarIndan yetenek fIŞkIran çocuklar
– Souness ile futbolcuyken çok iyi anlaşıyordunuz ama teknik direktörünüz olduğunda büyük kavgalar yaşadınız…
Souness’ın fikirleri teoride doğruydu ancak her şeyi çok hızlı değiştirmeye çalıştı ve sürekli olarak herkesle takıştı. Oyuncular ve Souness birbirinden o kadar nefret etmişlerdi ki Souness geçirdiği kalp ameliyatından sonra bir antrenmanda yere yığılınca benim haricimde hiçbir oyuncu onu yerden kaldırmak için yanına bile gitmedi. Özellikle diyet konusunda kapışıyorduk. Maçlara aç çıkmaktan bıkmıştım.
– Son 20 yılda Liverpool altyapısının yetiştirdiği en iyi iki oyuncudan birisi Steven Gerrard ile beraber Robbie Fowler. Fowler size ‘İkinci babam’ diyor ve genç yetenekler üzerindeki olumlu etkinizi öve öve bitiremiyor…
(İzmir’den gelen bir Futbol Prensi adayını göstererek söze başlıyor) Şuradaki çocuğu görüyor musun? Kramponlarından yetenek fışkırıyor. Tıpkı Robbie Fowler gibi. Bu arada Fowler da İstanbul’u çok seviyor. O da benim gibi küçükken Everton’lıydı ama benden sonra Everton’a en çok gol atan Liverpool’lulardan biri oldu. Onun gelişimine biraz da olsa katkı sağladığım için çok mutluyum. Şimdi yeni Fowler’ı burada Türkiye’de arıyoruz.


Comments 3

leave a comment
  1. ルイヴィトン 公式 財布

    One fine that a unique roll film suffered far more this valuable one can be the title pointing to V/H/S. They could actually put into action the opinion associated with VHS motion picture to precise VHS video cameras. there was clearly not a single VHS…

  2. Website

    Good web site you’ve got here.. It’s difficult to find quality writing like yours these days. I honestly appreciate people like you! Take care!!|

  3. Website

    Hello, I do think your web site may be having internet browser compatibility problems. Whenever I look at your website in Safari, it looks fine however, when opening in IE, it has some overlapping issues. I simply wanted to provide you with a quick hea…

Leave a Reply

You must be logged in to post a comment.